Cuma , 24 Ekim 2014
Anasayfa » Dinlediklerim » Üstâd Necip Fazıl Kısakürek Gençliğe Hitabe Şiir’i
Üstâd Necip Fazıl Kısakürek Gençliğe Hitabe Şiir’i

Üstâd Necip Fazıl Kısakürek Gençliğe Hitabe Şiir’i

Üstâd Necip Fazıl Kısakürek’ten çok güzel bir şiir üstadın nasıl bir emanet bıraktığı ve son mısralarında da dediği gibi..

 

Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!


   GENÇLİĞE   HİTABE

Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik…
“Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!” şuurunda bir gençlik…
Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre…
Birincisi iki buçuk asır… Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet…
İkincisi üç asır… Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet…
Üçüncüsü bir asır… Allahın, Kur’an’ında “belhümadal – hayvandan aşağı” dediği cüce  taklitçilere ve batı dünyasına esaret… Ya dördüncüsü ?…
Son yarım asır!.. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle,   madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedi helake mahkumiyet…
İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören…  Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi…
Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni bir şafak fışkırışını  gözleyen bir gençlik…
Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün “dikey”leri “yatay” hale getirecek bir çığlık kopararak “mukaddes emaneti ne yaptınız?” diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik…

Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik…
Halka değil, Hakka inanan, meclisinin   duvarında “Hakimiyet Hakkındır” düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik…
Emekçiye “Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın.! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla,  kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim   istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!” diyecek…
Kapitaliste ise “Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın  kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!” ihtarını edecek…Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik…

Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca  keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu  arayan batı adamının bulamadığı, Türk’ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını,  her sistem ve mezhebe ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar  cennet hayâli varsa hakikatinin,İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa model teşkil edecek  bir gençlik…

“Kim var?” diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert  “ben varım!” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur!”  fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik…

Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnetsayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik…

Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün  içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik…

Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi,  temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldağı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik…

Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara “siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız !Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!” diyecek ve gerçek müslümanlığın “nasıl” ını ve “ne idüğü” nü her haliyle gösterecek bir gençlik…
Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu ,hürmetine yarattığı Sevgilisinin  fezâyı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak,  ve O’ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak tanımayacak ve O’nun düşman larını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik…

İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbazlık kodamanların  viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerîmden kan çekerek yırtındığım,  paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz,  susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle  musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine  koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!

Allahın selâmı üzerine oIsun…

Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes…

Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es…

 

Hakkında Fatih

Sitenin amacı web internet hakkında tecrübe,öneri, ve görüşlerimi sizlere sunmak ve faydalı olabilmek. Bizlere en iyi desteğiniz yapacağınız yorumlarınızdır.Lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>